Bir yıldız sağanağı ve bir yanım veda.. Bir ateşin içinden gülümseyebiliyorum sana.. Çünkü senden öğrendiğim aşk bende bir sadakat.. Tanıdığım bir şey bu bulutlar,ulvi bir el tarafından ağlayabiliyorsa.. Beni de ağlat demeliyim.
Her an birden bire bir sadakatle gelecekmişsin gibi.. Yüzümdeki hazana bak sonbaharın son gününde doğmuşum gibi.. Neden yoksun.. Neden parmaklarında kavizler çizmiyorsun artık.. Bilmiyor musun artık bütün eşyalar benimle alay eder oldu..
Bütün sevdiklerimi başucumda görme isteğim bile suç.. Yoksun.. Ve perdeleri siyaha soyunan bir günle karşılaşıyorum yok oluşunu.. Şehrin ilk simidini ben yedim..Bütün karlar suskunluğumun ve sensizliğimin üzerine beyaz yalnızlıklar örtüyor..
İlk çayını ben içtim bu şehrin.. Sen yoksun.. Yitik bir şehrin korkularını emziren bütün gecelerini buğulu bir camdan seyrediyorum.. Sonun nerede olduğunu bilmeden ve zahir bir hayata feryatlar bırakarak aşikar cümlelerle sinsi ızdırapların ardına ismini kazıyorum..
Bu yüzden anımsadığım Zühre ve bu yüzden adına zahir cümleler bırakmam.. Bir adın kaldı dayanabildiğim hüzünlerden.. Kimi zaman gidenler unutmaz geride kalanları beni avutan.. Kimi zaman evet son kez git ve bir daha dönme kalbimi yıkan.. Dokunduğun yürek aynı marur bakışlarınla izliyorsun bu şehri..
Yüreğinde yas diye tasvir ettiğin ayrılıkların bir gün nefesini senden alacağını hiç düşünmedin.. Adımlarını ne de çabuk sıklaştırdın gitmek için ve neden acele ettin haykırışlarını çığlıklarına adamak için.. Gözlerim kan dolu izliyorum seni.. Bir yerlerde hala varsın biliyorum..
Sen yoksan bu şehri ölümler kuşatır ve bazen bekleyenler değişir adını haykırmak için.. Sonra adın mor mürekkeplerle kazınır vaktin dar ağacına.. Ama her şeyden önce yalnızızdır bilirsin gitsen de yalnızız kalsan da yalnız..
Bu şehir özlediğim bir çift göz için ayakta sanki.. Sanki müptelası olduğum puslu bir gökyüzünde gözlerin.. Sanki bir uçurum düşüyor avuçlarından.. Kaç bahar oldu söylermisin.. Bir sığınma duygusuyla sana topladığım güller gideli kaç bahar oldu.. Ebediyen ölmeyecek ruhumun bir şehri var sende..
Önemli: Bloğumda çalan eserlerin telif hakları sanatçıların (Kahraman Tazeoğlu) kendilerine aittir. Gerek duyulduğunda ve/veya uyarı alındığında kaldırılacaktır..
Şimdi bir merdiven boşluğuna sığdırılmaya çalışılır acılarım. Kimse bilmez. Ki küf kokan bir haziranda ölüydüm. Aşktı berat eden benden. Koştum mavilerin gölgesine ki dinsin bu onulmaz sizi. Dedim "Beyazın bir kolu da ben olayım." Bulduklarımda kayboldum, gayb oldum. Neyleyim. Şimdi, bir sevdanın arka sokağına kıvrılır yalnızlığım.
Kapılarım çalınmaz. Herkes dönmeyi mi unuttu? Gitmek mi yalandı yoksa? Nerde aşkın o deli yemini? Başlaması memnu olan gitmekle mi bitmeliydi?. Bir aşk geriden takip ederim hayatı, hayattakileri. Geç kalmışım yaşamaya. Sana. Neyleyim. Nasıl bırakırım seni, ki hayat zorludur. Kanamaktır kazanmanın diyeti! Nasıl döneyim yüzümü senden gayrisine. Uzayan yolsa azalan aşk mı?
Nasıl yitsin içimdeki bir vahiy sabahı. Sancılar nasıl sığdırılır unutmaya? Ve sözler. Ve yeminler. Ve sevda darağacında! Elimi çeksem senden olacağım. Çekmesem kendimden. Bensiz olunur da sensiz olunmaz imiş. Yaralar suya değinceye kadar sevmeliymiş. Bilemedim neyleyim. İyisi mi kendimi senden azad edeyim. Ey kendim!!! Söyle nerdeyim?
Sol yanıma düşer memleket kavgaları. İçimde bir kuyu Yusuf dilenir. Gelene meyil vardır da ya gidene? Unuttuğum dilimden düşendi. Sözlerim asi ve hırçın bir dalga. Sığacağım deniz ararım. Müsaitse sığınabilir miyim gözlerine? Ya da bırak düşeyim adınınn ilk hecesine. Bir elim Fırat'ın serin sularına değer.
Ve içimden bir Yusuf güzeli gelir, geçer. Gözlerimden geçer gecemi ve gelecek sular. İzbelerimde yitirdiğim tebessümün o esrik tadıdır. Gitmelerle yazdım adını salkım saçak yamaçlara. Kıyılarında terk edilmişliğin O kesif kokusunun duyulduğu sahipsiz bir maviyim şimdi. Her gece biraz daha eskir adım, Biraz daha azalırım. Bilmek ne yaman şey!!! Ve kalmak kor bir umutta ne acı! Ve yollar zalimdir.
Hiçbir yerde görülmemiştir ardına bakanı. Ve yar bir yudum keder. Ahhhhh Ki yar bilinmedik dertleriyle içime düşer! Vay ki yanar sevda nöbetlerinde gecemin elleri, Mahremimdir kuytularda sana seslenmişliğim. Kuyulardır merhametine hasret kaldığım. Ve gece ne de çok dert gizler içinde. Elim ki, erişir göğsüme o vakit kanar müphem yüzü. Ölmeye hasretim!!!
Akşam alacasıdır gözlerim. Bakışlarımda taşıdığım ömrüm Ve onyedime sığdırdığım acılarım var. Kaydı düşülmemiş, Düşmemiş acılar. Kendimi hangi çığlıkta bıraktıysam gene hala dönmedim bana. Kaybettim kendimi bu şehrin teşne yorgunluğunda, Mağrur bir söz edasıyla. Kim bilir şimdi hangi çıkmaz sokakta. Boğuk feryatlar savuruyorum göğe! Kim bilir kimde kaldım gene. Bu kaçıncı kayboluştur bu kaçtır silinir adım. Ben ki, asır bir gece söz de kalsın ses de.
Bana beni bulun yeter! En kavi sebeplerimi harcadım yar yoluna. Bilmek gözümün ardında. Ve sevda sızım sızım sızlar ellerimle uçurum arasında.. Bu yanılgılar sürer beni var ile yok arasına. Yüreğim. Yüreğim ki dağ! İçine saklı denizler almış, Varlığı hiç olmuş coğrafya. Kutsal bildiklerim benden cayanlardı. Kim ki gitmeyi vebal bildi, ben ona meftun oldum. İşte odur ki; Ne varım, Ne yokum!
Yorulduysam bil ki yorgunluğum sensin!. Değişmeler hep sana kaydı. Bak ben hala aynıyım. Yani biraz yetim. Biraz kendim. Gelmeli misin? Fire vermiş bir kalbin iletisi: "Önemsiz posta olarak belirle.."
Önemli: Bloğumda çalan eserlerin telif hakları sanatçıların (Kahraman Tazeoğlu) kendilerine aittir. Gerek duyulduğunda ve/veya uyarı alındığında kaldırılacaktır..

Uzun zamandır Kahraman Tazeoğlu'nu dinliyorum. O artık benim suskun yüreğimin tercümanı oldu bu şehirde. Her hüznümde, her kederimde onun şiirlerinde kendimi (arıyorum) buluyorum. Bana dair ne çok şey anlatıyor (Bana en büyük tehdit ben oluyorum) Kahraman Tazeoğlu. Bakırköy'de bir mekanda sahne alıyormuş öğrendiğim kadarı ile. Yeterince param olduğunda onu mutlaka dinlemeye gideceğim.
Nette biraz araştırma yaptım Kahraman Tazeoğlu hakkında ve birazdan okuyacağınız biyografi sanatçının şahsına aittir. Uzun zamandır Bloğumda Kahraman Tazeoğlu'nun şiirini çalıyorum sizinde dinlediğiniz üzere. Bu yazı bittiğinde benim için anlam ötesi taşıyan (Şimdi gidiyorsun git) şiirini ekleyeceğim. Sizde dinleyin kendinizden bir şey(ler) bulmak adına..
Ay’a ilk ayak basıldığı yılın 10 Ağustos’unda doğdu. İstanbul’un çileli ve kesmekeşli ortamında, o şehirde bir ömür harcayacağını bilmeden hep “düşünen” bir çocuk olarak büyüdü. Cevizli semtinde, bir dere kenarında oynarken, mahallenin delisi kovalayınca “korkuyla” tanıştı.
Ailesi İstanbul’un mutena semtlerinden Fenerbahçe’ye taşınınca daha az korkmaya ve Fenerbahçeli olmaya basladı. 6 yasinda ilk kez bir maça gitti ve en sevdigi Fenerbahçe şapkasını çaldırdı. (Bugün bile o şapka için üzülür). 7 kardeşin 2 numaralı olanıydı ve ilerde bir mahalle takımında 2 numaralı formayı giyerek maçlara çıkacağını bilmiyordu.
Ablası okula başlayınca çok kıskandı ve saçını çekti. Bir yıl sonra ise okulunun ilk gününde annesi onu sınıfına sokmayı zor başardı... O gün çok ağlamıştı. Arkadaşları teneffüslerde çesitli oyunlar oynarken, o hep “düşünüyordu”. İlkokul bittiğinde bir korku filmi senaryosu yazdığını iddia ederek arkadaşlarına kendini güldürdü. Daha sonra sinema ile sadece “seyirci” olarak ilgilendi. O hep bir sinema tutkunu olarak yaşayacaktı; çünkü siirle daha tanışmamıştı.
12 Eylül ihtilalinde ortaokula başlayacaktı ve tek başına belediye otobüsüne binmeyi öğrenecekti. Daha sonra yağ, tüp, şeker ve gaz kuyruklarında beklemeyi ve soğuklarda üşürken ağlamamayı. Mahallede her kırılan camdan Tazeoğlu kardeşler sorumlu tutulmaya başlanınca, baba Hayati Tazeoğlu ani bir göç harekatıyla tüm aileyi yeniden Cevizli’ye taşıma kararı aldı. Buna en içerleyense küçük Kahraman oldu.

Geride bıraktığı mahalle arkadaşlarını bir gün yeniden görebilmek ümidiyle yanıp tutuşurken birden ilk defa yaşayacağı bir duyguyla karşılaştı. Karşı komsunun kızına aşık olmuştu. Mutluluğu, acıyı, hüznü ve ağlamayı yeniden keşfetti. Bütün bunların toplamının ona şiiri öğreteceğini bilmiyordu. Ablasının yazdığı şiirlerle dalga geçerken hatta “şiir de neymiş; saçmalık” diye iddia ederken gece gündüz şiir yazmaya başladı. Sonunda o terk edildi ama şiir onu terk etmedi. Yine aşık oldu, yine terk edildi, yine şiirler yazdı.
Matematiği gereksiz bir ders olarak gördüğü için, hocaları da onu gereksiz bir öğrenci olarak gördü. Uzun bir süre ara vereceği eğitimini daha sonra bin pişman olarak devam ettirecekti. Bu arada ailesi “eti senin kemiği benim” diyerek onu bir kuaföre çırak olarak verdi. 10 yıl sürecek bu macera özel radyoların açılmasiyla sona erecekti.
Bir yaz gecesi arkadaşının evinde balkon sohbeti yaparken arkadaşının annesi uykusundan uyandı ve “oğlum kapatın şu radyoyu da yatın artık” dedi. Halbuki radyo kapalıydı ve konuşan 19 yaşındaki genç Kahraman’dı. Çocukluğundan beri özendigi spikerlik hayali daha da derinleserek artmaya baslamisti. Annesi bebekliğinde çok ağladığı zamanlarda onu radyonun yanına yatırır ve susmasını sağlardı. Çok çocuğa bakmakla yükümlü olan bir annenin bulduğu bu çözüm ilerde küçük Kahraman’ı radyocu yapacaktı.
Derken; günlerden bir gün, Türkiye’de ilk özel radyolar açılmaya başladı ve mesleğinde çok önemli bir yere gelmiş olan genç Kahraman, bu işe sevdalandı. Artık o radyocu olabilmek için yıllarını verdiği mesleğini bırakabilirdi. Sıkı bir radyo takipçisi olan genç Kahraman, “Gecenin Serserisi”ni dinleyerek hatta yayın yaptığı radyoya kadar gidip kendisiyle tanışarak hayatında ilk kez bir radyo stüdyosu gördü. Bununla da kalmayıp Orhan Çetin tarafindan programa konuk edildi, şiirler okudu. Gelen olumlu tepkiler kendisini yüreklendirdi ve o gün radyocu olmaya karar verdi. Mesleğini zirvedeyken bırakarak, yayın hayatına yeni “merhaba” diyen Kadıköy FM’de yayına başladı. Sonraki rüzgarlar onu baska radyolara sürükledi ve son durağı en sevdiği ve mutlu olduğu Radyo7 oldu.
Kitapları:
*Seni Içimden Terk Ediyorum (Şiir), 2001 (Yedi Harf Yayıncılık) *Ölü Bir Kentin Morg Alfabesi (Şiir), 2002 (Birey Yayıncılık) *Mavi Ada Mektupları (Mektup), 2002 (Birey Harf Yayıncılık) *Tutsak Mektuplar (Mektup), 2004 (Yedi Harf Yayıncılık) *ARAZ (Roman), 2005 (Yedi Harf Yayıncılık) (Radyo7 / Mavi Ada Programı sunucusu)