Gemiler limanına göre yanaşıyor. Eğer liman büyük ve derinse büyük gemiler, liman küçük ve sığ ise küçük balıkçı tekneleri yaklaşıyor. Büyük, küçük fark etmiyor limanlarda hepsinin kaderi aynı. Önce halata bağlanıyorlar sonra anne şefkati misali dalgalar tarafından gövdeleri okşanıyor. Martılar ise kendine has sesleriyle gemilere, teknelere şarkılar söylemekteler.

Gece olduğunda martılar dönerken yuvalarına, dalgalar çekilirken açıklara bir yalnızlık belirir gecenin derin karanlığında. Artık sessizliğin diyetini ödeme vaktidir güneşin ilk ışıklarına kadar. 

Küçük bir limandım ben. Sense koça bir gemi. Sığınamadın bana taze sevenim! Oysa benim küçüklüğüm seni sım sıkı sarmaktandı. Büyük dalgalar geldiğinde savrulmaman içindi küçüklüğüm. Martılarım vardı benim, bir tek sana şarkılar söyleyecek. Artık onlarda mahsun bu kış kiyamette.  

Şimdi başka limandasın, belki ebediyete kadar. Yalan değil merak ediyorum oralarda savrulurmusun diye. Korkuyorum anne şefkati gibi seni okşayacak dalgaların yerini kayalar alıp yaralayacak diye. Bencillik işte benimkisi boş ver sen yinede.

Artık ebediyete kadar liman'ım kapalı (Hiç bir hekime göstermediğim yaram, yarimdir. Onun olduğu yere artık kimseleri alamam). Ve ben son nefesime kadar bu sözümden dönersem önünde durulmaz dalgalar, sesinden sağır kulakları inleten fırtınalar, şiddetinden kör gözleri aydınlatan şimşekler beni yerle bir etsin.

Not: Sabah 07.00'de yürüyüşe çıktım. Yorulduğumda bir banka oturdum ve liman'a çekilmiş gemileri, tekneleri sevinçten şarkı söyleyen martıları izledim. Yazmak geldi içimden. Montumun cebinde duran banka dekontuna yazdım. Başlık bundandır.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
  • Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!