Yağmur yağıyor İstanbul’a. Yürüyorum ıslak ve sana çıkmaz yorgun sokaklarda. Sokaklar ki bir labirent. Ne yana dönsem sensizlikte kayboluyorum. Ne garip bir duygudur ki, ıslatmıyor beni rahmani bir el tarafından gönderilen yağmurlar.
Yağmur değildi onlar! Her bir tanesi; melekler tarafından semadan yeryüzüne indirilip senin çöllerinde yeniden yeşermek adına özenle bırakılan göz yaşlarımdı.
Ah Taze Sevenim.
Havalar soğuk dikkat et kendine. En çok ben bilirim ben! Narindirsin. Melekler kadar saf ve masum yüzün üşümesin bu kış kıyamette. Atkını, bereni, eldivenleri takmayı ve sıkı giyinmeyi unutma, beni unuttuğun gibi. Sen üşüme benim sensizlikte üşüdüğüm gibi. Benimki üşümek değildi aslında! Kor ateşte yanıp savrulmaktı sensizliğin girdabında.